Madem ki dünyaya geldik , görülecek tüm yerleri görmeli , yaşanacak en güzel aşkı yaşamalı , yenilebilecek en leziz yemekleri yemeliyiz.. HAYAL ET VE GERÇEKLEŞTİR..

16 Nisan 2013 Salı

Interrail hakkında ufak bilgi ve ipuçları

Yine her yazımın,yani her yurtdışı seyahatimin başladığı gibi..
Evde oturuyorum :)

Dolaşıyorum internette , tam olarak hatırlamıyorum bir websitesinde bir ilana takıldım..

Milano - Paris ve bir kaç büyük başkent şehri daha gidiş 90 TL Diyor..

Madrid'e gitmek için İspanya'dan 3 aylık vizemide almışım..

Vizemin bitmesinede az bir süre var..

Dedim ki bir daha ne zaman vize alacağız da gideceğiz bir yerlere ( Sonra b.ku çıktı o apayrı :))

Kendime arkadaş arıyorum.Madrid yazısında bahsettiğim ismini çok duyacaksınız dediğim arkadaşım Kemal'i aradım.

-Kemal Milano'ya gidelim mi ?
+Nasıl yani ?
-Basbaya 90 TL ye gidiş var.
+Başka nereler var ?
-Paris falan
+Paris'e gitsek olmaz mı ? Paris benim hayalim
-Tamam çıkart pasaportu Parise gidelim..

İşlemler vs. derken Pasaport'u vizeyi aldıktan sonra biletlere bakmaya başladık..
Zurich Aktarmalı ve 16 saat Zurich'te beklemesi olan bir uçak gördüm bakınırken
Dedik buna alalım Bir taşta 2 Kuş.Zurich'i de görürüz.
Tamam dedi Kemal bir taşta 2 kuş..

Yine araştırmaya bakınırken devam ederken Kemal Interrail olayını keşfetti.Ben daha önceden duymuştum fakat hakkında pekte
bir bilgim yoktu..

Biraz araştırdıktan sonra olay iyice şekillendi..
10 Günlük Flexi denilen biletlerden alıyorduk.10 günde de görebildiğimiz kadar yer görüyorduk..

İnterrail bilet fiyatlarına

http://www.tcdd.gov.tr/home/detail?id=259#6

Adresinden ulaşabilirsiniz.Sİtede verilen fiyatlar Euro cinsindendir bilginize.

Biletleri Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının Uluslararası bölümünden temin edebiliyorsunuz..

Bizde Haydarpaşa garından aldık.Vizemin süresi azdı ve bu yüzden en fazla 10 gün kalabilirdim..

( ve malesef bu 10 gün için  çok çok çok önemli bir sınavımı yaktım :) , sıkıntı değil bir daha olsa bir daha yakarım
okul elbet biter , daha çok gencim :) )

Uçak biletimizi , tren biletlerimizi edindikten sonra yine ismini çok duyacağınız Çılgın arkadaşım
Babamın bana ufakken anlattığı o kötü Çocuk Mert'te :) bizlere katıldı ve düştük yollara..

İlk durağımız yazının başında da belirttiğim gibi Paris'ti..
Bir sonraki yazım Paris ve Pariste yaşadığımız maceralar olacak..

Şimdi nacizane Interrail hakkındaki bilgi ve nacizane tavsiyelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum

 -INTERRAIL HAKKINDA-

-INTERRAIL genellikle gençlerin bir çıkışta birden çok ülke gezmesi için tasarlanmış çok hesaplı ve güzel bir pakettir.
-Interrail biletlerinin çeşitli tarifeleri vardır ve kendinize en uygun olanı yukarıda belirttiğim TCDD sayfasından seçebilirsiniz
-Interrail'da yolculuklarınız Trenle sağlanır ve ayrıca deniz yollarındada bir çok indirime Interrail biletinizle sahip olabilirsiniz
-Interrail'de bazı seferlerde 9 10 euro gibi rezervasyon ücretleri dediği bir ücret ödemeniz gerekebilir.Ama inanın o verdiğiiz paralar
Biletin gerçek fiyatı yanında 0..
-Avrupa ülkeleri fazla büyük olmadığı için Interrail'de tren yolculuklarınız birbirine çok ters 2 nokta seçmediğiniz taktirde
çok uzun sürmeyecektir ve keyifligeçecektir.
-Interrail'de kendi adıma kesinlikle Hostellerda kalmanızı tavsiye ediyorum.Hosteller hem daha hesaplı,hem de sizin gibi interrail
yapan bir çok insanla tanışma fırsatını , değişik kültürleri yerinde tanıma şansını sizlere verir..
-İtalyada'ki trenlere dikkat edin :)) İtalyadaki trenlerde tuvaletlerde su gerçekten çok enteresan.Nasıl yani diyecek oluırsanız
örneğin sifon için bir yere ayağınızla basmanız gerekebilir.Yada elinizi yıkayacağınız musluğun düğmesi çok farklı bir yerde olabilir.
İnterrail yaparken İtalyada bir trene bindiğinizde bu dediğimi daha iyi anlayacağınıza emin olabilirsiniz :)
-Interrail yaparken istediğiniz gibi ( alkol ile aranız iyiyse ) alkolünüzü içebilirsiniz , size kimse karışmayacaktır.
-Interrail yaparken bir çok ülkede ( sadece tek bir ülkede karşılaşmadık biz ama hatırlamıyorum malesef ) trenlerde wifi bulamayacaksınız 2.kategoride.
Eğer biletlerinizi daha pahalı olan 1.kategoriden edinirseniz wifi keyfini çıkarabilirsiniz.
-Interrail yaparken bence kesinlikle kendinizi bir programa bağlamayın ( tamamen kendi fikrimdir ) ve olabildiğince programsız hareket edin
Çok daha keyifli olduğunu farkedeceksiniz
-İndiğiniz tren garlarında alışveriş yapmamaya çalışın,normalden yüksek paralar ödeyebilirsiniz ( Paris'ten Milano'ya giderken trenimize daha 1 saat olduğu için gelin arkadaşlar size çay ısmarlayayım teklifinde bulundum ve laf ağızdan çıktığı için 3 çay a 15 € yaklaşık ( 36 TL )  üstelik poşet çaya vermek zorunda kaldım ) :)
-İndiğiniz tren garının çevresindeki otellerde konaklamayın,aynı şekil onlarda normalden pahalı olarak sizleri bekliyor
-Interrail gerçekten yorucu bir etkinlik , ama şahsım adına sorarsanız her gencin en az bir kere katılması gereken bir etkinlik.
Hatta süreniz varsa 1 Aylık bilet almanızı ve gezebildiğinizce gezmenizi öneririm.
-Interrail biletlerinizi yine yukarıda yazdığım gibi Haydarpaşa - Sirkeci garlarından temin edebilirsiniz..
-Gece trenlerini ayarlayabilirseniz Otel veya Hostel'e masraf yapmaktan kaçınmış olursunuz.
-Trenlerde malesef bizim şehirler arası trenlerimiz gibi Büfe tadında yerler yok.O yüzden kaşar ekmek , su gibi
bilimum ihtiyaçlarınızı çantanızda her daim bulundurmanız sizin açınızdan daha sağlıklı olacaktır.
-Tuvaletlerde sigara içmeyiniz :))

İnterrail ile ilgili şimdilik aklıma gelenler bu kadar..Paris yazımda da interrail ile ilgili aklıma gelen birşeyler olursa
sizlerle paylaşacağım.

Okuduğunuz için teşekkür eder , iyi ve kötü eleştirilerin daha iyi bir bloga sahip olmamda çok büyük yararı olacağını
sizlere sunarım :))
Kafanıza takılan ve bilgi almak istediğiniz birşeyler varsada elimden geldiğince yardımcı olmak üzere
İletişim formunu ekledim..Oradan bana ulaşabilirsiniz

İyi akşamlar efendim , iyi Akşamlar :))




15 Nisan 2013 Pazartesi

İlk Yurtdışı Deneyimim / Madrid

Bir gün mahallemin meşhur büfesinde..Nokta Büfe’de oturuyorum Önümde abi akşam veririm parasını diyerek aldığım çayım Hayata küsmüş bir haldeyim adeta.Dersin ki 20 değil 50 yaşında.:) Arkadaşım Kemal’le ( İleriki yazılarımda kendisinden bol bol bahsedeceğim :) ) sohbet içerisindeyiz.. Beşiktaş Atletico Madrid ile eşleşmiş ilk maç deplasmanda ve maça 10 gün var.. Bende bırakın vize,uçak bileti Pasaport bile yok.. Cepteki para ise içler acısı :) Madride mi gitsek dedi şaka ile karışık.Dedim Kemal ben gidiyorum..

O an nasıl gideceğim hakkında hiçbir fikrim inanınki yoktu..Ama gidecektim..:) Arkadaşlarımdan yardım istedim. Hayallerimden bahsettim.Sağolsun arkadaşlarım ve birkaç büyüğüm yardımcı oldular bana..Hemen pasaporta başvurumu yaptım 2 günde gelmişti Pasaport.. Vizeyi nasıl alacağıma dair hiçbir fikrim yoktu..Fakat o da tamamdı :) Nasıl olduysa oldu ve imkansız gibi baktığım vizeli pasaportum artık cebimdeydi..MADRİDE GİDİYORDUM.. Uçak biletimi aldım akşam kredi kartı ile..

Ve harika dialog -
Baba Madrid’e gidiyorum
+:)) hadi yat oğlum
-Baba valla Madrid’e gidiyorum
+ Oğlum manyakmısın senin pasaportun bile yok
-Baba aldım
+Vizen yok ?
-Var baba.
+Ne zaman uçak.
-6 Saat sonra..
Cep Harçlığın varmı ?
Yok baba..

Gerçektende yoktu tüm param uçak bileti pasaport vizeye gitmişti.

+Ben vermem ama ?
-Canın sağolsun baba Parklar ne güne var..
Koymuştum kafaya parktada yatsam gidecektim.

Tabi ki Baba yüreği dayanamadı ve cebime hatrı sayılır bir harçlık koydu.. ( İlk kez olması sebebiyle sanırım :) , Bu hallere geleceğini bilse işin yollarmıydı :) ) Sabah uçağı ile Frankfurt aktarmalı olarak Madrid’e geçtik.. Şaka gibiydi..

Hayallerimdeydim.Yurtdışına İSPANYAYA GELMİŞTİM.. Sağa sola sarıyor , ona buna küfür ediyordum :) Nasolsa anlamıyorlar :) Heyecanımı görmeniz lazımdı.. Yaya geçidinde herkesin durup yayalara yol verdiğini fark edince Vaay be Avrupa’dayız dedim ciddi anlamda :) Yolun ortasında durup Ayakkabı bağladığımı da söylemeden edemeyeceğim :)

Ya arkadaşım Mehmetcan’ın Efsane diyalogu ?

Mehmetcan : Do you speak English ?
Kız : Yes ?
Mehmetcan : Metro ??
Biz : Yerlerde :)

Madrid’de bizi bekleyen ilk değişik havadis havaalanından taksiye binip otelimize giderken durduğumuz kırmızı ışıkta Cam temizleyen ve Türkçe konuşan bir Romen’di :) Sonradan öğrendik ki bunlardan Madrid’de çok var.Hayat Kadınları , Dilenciler ve bilimum pis işlere Romanyalı arkadaşlar Madrid’de el atmış durumda ve bir çoğuda Türkçeyi güzel denilecek bir şekilde biliyor. Pis iş derken kimsenin size bir zararı yok yanlış anlaşılmasın.Sadece Türkiye'ye göre düşünülünce bize göre pis gelen işler yani..
Otelimize yerleşir yerleşmez kendimizi dışarı attık ve Madrid’in tadını çıkarmaya başladık.

Madrid sokakları kesinlikle size Avrupa’da olduğunuzu hissettiriyor. Tam bir Avrupa şehri..
Bir turistin gittiği yerde eğlenmesi,keyif alması açısından en önemli şeylerden birisinin o şehirden aldığı güven olduğunu düşünüyorum.İşte Madrid ( Hatta İspanya ) size o güveni veriyor.
Daha ilk günden belki İstanbul’da girmeyeceğimiz sokaklarda bulduk kendimizi Madrid’de..
Madrid gece hayatı ile , şehir mimarisi ile gerçekten görülmesi gereken bir yer..
Eğer genç bir erkekseniz ve başınızda bağlı değilse Akşamları Puerta Del Sol sokak ve Gran Via adlı gece klubü kesinlikle görmeniz yerler arasında baş sırayı çekiyor :)
Puerta Del Sol sadece genç ve başı bağlı olmayan erkekler tarafından değil herkes tarafından görülmesi gereken bir sokak.
Madrid’in Istiklal’i de diyebiliriz

Madrid’deki Kraliyet Sarayı,Plaza Mayor , Santa Maria Catedral’i , De la Villa Meydanı , Alcata Kapısı ,Gran Via ve Oriente Meydanı Madrid’de görmeden dönmemeniz gereken diğer yerler ve Madrid’in en önemli yerleri..

Madrid’e gitmişken Dünyanın en büyük futbol takımlarından birisi hatta belkide en büyüğü olan Real Madrid'in stadyumuda görülmeden dönülmez tabiî ki.. Ben gittiğimde malesef maçı yoktu , yerinde görmeyi çok isterdim fakat hiç problem değil. Barnabeu stadına her gün 16 Euro ( Fiyat arttıysa bilmiyorum fakat 2012 Mart’ında 16 Euro idi)'ya girebiliyorsunuz.Gerçekten harika ve muhteşem bir stadyum sizleri bekliyor , ayrıca oturttukları sistem ise taktire şayan.Bu tura katılanlar tribünlerin tamamını , saha içini , soyunma odalarını , yedek klubelerini kısacası stadın heryerini gezebiliyor.. Peki staddan tek çıkış nereyemi çıkıyor ?.. Tabi ki Real Madrid Store’a :) Resmen büyük klup nasıl olunurun dersini bu müze turuyla bile vermiş adamlar.. Para basıyorlar adeta..Sırf biz gittiğimizde içeride yaklaşık 100-150 kişi vardı varsın gerisini siz düşünün..

Madrid ile ilgili verebileceğim genel bilgiler ise Madrid’te fiyatlar genel olarak diğer Avrupa ülkeleri ve şehirleri ile aynı ortalamada seyrediyor.. Bildiğiniz gibi kullanılan para birimi Euro.Şehrin her yerinde dövizciler var.Fakat Türk parasını orada bozduramayacağınız için buradan Euro yaptırıp gitmeniz en sağlıklısı..

Ayrıca Madrid'e ( veyahut herhangi bir İspanya şehrine) giderseniz ve alkol ile aranız varsa meşhur ve yöresel Şarapları olan Sengria yı içmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum..

Bir dahaki yazımda sizlere 10 günlük Flexi biletimizle Interrail seyahatimizin ilk durağı olan Paris gezimden bahsedeceğim .. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Beğendiyseniz ne mutlu bana :)


 

13 Nisan 2013 Cumartesi

Varna / Bulgaristan

Sofya'da 1 gun konakladiktan sonra 'Zaten resim cekilemiyorum ben buraya tekrar gelirim simdi gezmeyeyim ki tekrar gelmenin anlam i olsun' mantığı ile ilk geldiğim gar olan Central Garajda soluğu alıp 33 Levaya Otobus biletini alıp Biomet firması ile düştüm yollara.
6.30 saatlik yolculuğun sonunda Varna'ya iniş yaptım.
Arkadasım Cem sagolsun indiğim yerde bekliyordu
İlk gece dışarı çıkmadık.
2. Gun kahvaltimizi ettikten sonra attık kendimizi sokaklara.
Varna yazlık bir yer olduğu icin sokaklar genel olarak boş ve sakin.
Галата yani Galata sehri yukardan gören bir semt.

Manzarası gercekten harika

Ymis :)) ben çıktığımda sis vardı ve malesef göremedim :)

Benim yerime de görürseniz sevinirim :)
Sehir merkezinde Büyük bir katedral ziyaret icin sizleri bekliyor.
Sahili boş. Ama yazın ne kadar canlı olacağını tahmin etmek hiç zor degil.

Aksam yemegimizi Kabakumda bulunan Klas Barbequ de yedik.
Mekan Türklere ait ve yemekleri gercekten leziz. Osmanlı havası da içeride bir ince kendisini hissediyor.
Ayrıca Duvarda Besiktasin 2011 yılında giydiği forması üzerinde donemin futbolcu imzaları ile sizleri karşılıyor.

Varna'da genel bir Tur daha yaptıktan sonra Meşhur Varna gecelerini yerinde görmek için son hazırlıkları yapmak üzere evimize yol aldık..

Üstümüzü başımızı değiştirdikten sonra Varna Geceleri'ne artık hazırdık , Başıma geleceklerden habersizim tabi ki ... :)

Varna'dada Avrupa genelinde olduğu gibi dam problemi diye birşey yok.
Varna'da işi biraz daha rahat kılan ise kıyafet..
Resmi bir kıyafet giyinmek zorunda değilsiniz Gömlek Ceket giyebileceğiniz gibi , T-shirtle'de varna da eğlenmeye çıkabilirsiniz..

Bende öyle yaptım.

Bulgaristan'da alkol gerçekten çok çok çok ucuz..
İnanmayacaksınız ama Mekanda Tekila Shot sadece 2 Leva yani 2.5 Lira..
Birde o güne özel indirim vardı..Yarı fiyatına yani 1 Leva'ya içtik :)
Bir de Jack Açtırdık 130 Liraya , 1 litrelik..
Değmeyin keyfimize .. Bizde para ÇOK gibi :)))

Tabi ki bu ucuzluğun güzel yanlarının yanında kötü yanlarıda yok değil..
Ben ki , her zaman insan ağzıyla içmeli , tatilde kesinlikle problem tartışma kavgadan olabildiğince uzak durulmalı diyen adam.Malesef bu ucuzluğu kaldıramadı :)

En son kendimi bir sandalyenin tepesinde Tarkan'ın Dudu Şarkısında pis fakirler diye bağırırken hatırlıyorum :))
Paramız değerlenince bozulduk..Halbuki çokta bi param yoktu Jack'in verdiği bir gaz olsa gerek :)
Istanbul'a konsantinopolis dedi diye sardığım yunan,kırılan araba aynalarıda cabası..Son resimdede elimin halini görebilirsiniz..
Yazdığıma bakmayın tabi ki kesinlikle tasvip etmiyoruz , zamlardan dolayı başbakanımızın destekçiyisiyiz artık :)

Ertesi sabah uyandığımda ise tam tahmin ettiğini gibi Param bitmişti :)
Bu da demek oluyor ki dönüş vakti gelmişti :)
Varna Otogarından saat 21.30 Arabasına binip 8.30 Saatlik yolculuğumun ardından Memlekete iniş yaptım..

Bulgaristan hakkında genel bir yorum yapmam gerekirse
Alkol'ün ucuzluğundan Açıkçası kültürel açıdan pek birşey göremedim.
Gece iç sabah uyu mentalitesi hakimdi :)
Bulgaristan'ın her yerinde Türkçe konuşan insanlara rahatlıkla rastlayabilirsiniz.Bulgar Türkleri,Orada öğrenci olan Türkler,Türkçe bilen Bulgarlar..
Örneğin benim başıma geldiği gibi Do you speak English dediğiniz birinden Türkçe biliyormusun cevabı alabilir veya saatlerce ingilizce konuştuğunuz birinin gece sonunda Türk olduğunu öğrenebilirsiniz :).
Çok acı ama gerçek :)
Varna normalde olarak yazlık bir yer..Ama kışında geceleri gerçekten denildiği kadar iyi.
Mekan olarak 4Aspik herkesin dilinde.Bizde oranın kışlığındaydık.4aspik'in hem yazlık hem kışlık yeri var.
Yazlık yerler bizim ortaköy tadında hepsi deniz kenarında mekanlar..Önünden geçtiğimizde restorasyon vardı..Ve tabi ki kapalıydı..
Varna sokakları malesef çok bakımsız.Gece sokaklarda yürümenin bir turist için çok güvenli olmadığını orada yaşıyan bir çok arkadaşımdan duydum.
Başımıza bizzat birşey gelmediysede o güveni açıkçası banada vermedi..

Buradan beni en güzel şekilde ağırlayan Cem Arkadaşıma teşekkürlerimide sunmadan geçemeyeceğim..

Bir sonraki yazım ilk yurtdışı seyahatim olan İspanya'nın başkenti Madrid ve orada yaşadıklarım olacak..

Okuduğunuz için teşekkür ederim,umarım beğenmişsinizdir..
İyi , Kötü yorumlarınızı bekliyorum
İyi günler efendim , İyi Günler :)












11 Nisan 2013 Perşembe

Sofya'da 1 gun

Dun öğlen saatleri saat 15.30 civarı evde oturuyorum attı kafam.

Dedim napayim , İstanbuldan uzaklaşayım. Nereye gideyim , önce sehir dısını düşündüm daha sonra Mayıs basında güzel bir Anadolu turu planim olduğu aklıma geldi ve aldım biletimi Sofya’ya.



Bulgaristan’ın başkenti Sofya’ya her aksam saat 8’de Samandıra’dan ve gunün çeşitli saatlerinde çeşitli sirketlerle Esenler otogarından ulaşabilirsiniz. Schengen vizeniz varsa da mevcut vizeniz ile Bulgaristan’a girişlerde bir sorun yok ( Kapıda nerede kalacağım soruldu yanınıza otel rezervasyonunuzu alırsanız daha sağlıklı olacaktır )

Ayrıca THY ve Pegasusun da her gun çift yönlü seferleri mevcut. Otobus ile ulaşım ise tek yon 60 Tl.

Yani aşağı yukarı İstanbul İzmir fiyatı ile aynı belki de daha ucuz.

Aksam saat 23:00’da Esenler otogardan başladı yolculugum.



8.30 saatlik bir yolculuğun ardından saat 07.30 da Sofya’ya Central Garaj dedikleri otogara indim.



Cebimdeki paranin ufak bir miktarını Bulgaristanin para birimi olan Levaya

çevirdikten sonra ( ayni bizde de oldugu gibi dunyanin her yerinde otogar , havaalani , buyuk tren garlarinda dovizciler turiste hosgeldin demek icin hazır bekliyor o yüzden bu tip yerlerde zorunlu kalmadikca harcama yapmamak , para bozdurmamak en iyisi ) otogardan çıktım.

Büyük bir derdim vardı , çünkü kalacagim hostelin adresi ve ismi telefonumda kayitliydi ve telefonumun şarjı biteli saatler olmuştu.

Adresle ilgili bildigim tek sey hostelin ’ Centrum ’ yani merkez bölgesinde olduguydu.



Otogardan çıktıktan sonra beni ilk önce cok eski , kırık dökük ve rahatsizlik verecek derecede yuksek sesle calisan halk otobüsleri karşıladı ama ardından gelen tamamı Turkish Airlines kaplamalı lüks ve sanırım yeni halk otobüsleri durumu toparladı. Gururunu da yasamadım degil tabi :)



3-5 kisi ile aynı dialogları yaşadıktan sonra



(



- Hi , do you speak English

+ Ne ( sanırım bulgarcada hayır demek ) )



Centrumu bilmeleri icin İngilizce bilmeleri gerekmedigini farkettim. Fakat İcimde Dogan , bu is tamam , umudu da her birinden aldigim ,anlamini bilmediğim ama olumsuz oldugu her halinden belli olan cevaplar karsisinda yok olup gitti.Açıkcası pek yardım sever gozukmuyorlardi Yoksa Centrumu bir sekilde tarif edebilirlerdi.



İngilizce bilen birini bulduktan sonra metro ile gidebileceğimi öğrendim.

1 Levaya Metro biletimi aldıktan sonra ( Gunumuz Kurlarında 1 €= 1.90 Leva 1 $ = 1.49 Tl 1 Lira ise 0.84 Leva ediyor. 1 Levanin karşılığı ise 1.20 Türk Lirası )



Okların Centeri gösterdiği yerden trene bindim. Fakat trende centerin hangi durak olduguna dair en ufak bir bilgi bile yoktu saka gibi ve sasirticiydi.

Tam 3 farklı gruba is yerinin olduğu durağa kadar eşlik ettikten sonra Cok şükür ki İngilizce bilen birini buldum ve inmem gereken durakta beni indirdi. Artık Meşhur Centrumdaydim.

İlk isim kendime yanımda getirdiğim yedek telefonumda kullanıp her zaman İnternet’e girebilmek icin bir Bulgaristan hatti almak oldu.

10 Levaya yani 12 Tl ye 5 gun boyunca kullanabileceğim 500 Mb İnternetim vardı artık.

Üstelik Türkiye’den beni aradıklarında da kontörüm gitmeyecekti.

( Yurtdışına çıkarken önem verdiginiz sey internetse , en iyi yöntemin o ülkenin hatlarını araştırıp onlardan birini Almanız olduğu kanaatindeyim )

Hat işlemlerini halledip otelin adresine ulaşmak icin bir Cafe’ye oturup kahvaltımı ederken telefonumu şarj ettim.

Telefonu açtığımda kötü bir surpriz bekliyordu beni.

Notlara yazdığım yazıda otogarın kalacağım hostele uzaklığı yürüme ile 3 km yazıyordu Saat ise 10:45 ti

Yani 3 saat 15 dakikadir ulaşmaya çalıştığım yer sadece 3 Km imiş :))



Daha kötüsü kalacağım hostel trende Durağından 3 kere geçtiğim Levski Sofia Stadiumunun hemen arkasında :)



Hostelin sokağını ve binanın dısını ilk Basta begenmesemde içerisi gercekten cok hoşuma gitti.

Hatta ve hatta simdiye kadar kaldığım en güzel hostel diyebilirim rahatlıkla.

Tuttuğum oda 6 kisilik bir oda fakat şansıma kimse yok , bir adet balkonu ve yatağın hemen bitişiğinde 2 adet priz ( Bir turist icin priz bence en önemli sey :) ) ve eşyalarımızı koymamız icin kilitlenebilen bir dolap.

Isıtması ise harika üstelik ödediğim ücret günlük sadece 6 Euro yani 13 TL.

İstanbulda babam benden evinde kaldığım icin para istese eminim ki bu fiyattan daha fazlasını ister :)

Tek eksiği kahvaltı vermemesi olarak görülebilir fakat bu fiyata kahvaltı verseler zaten muhtemelen şimdiye batmış olurlardı ve ben burada konaklayamazdim :)

Ayrıca Bulgaristan gibi ucuz bir Ülkede kahvaltı verilmemesi hiç ama hiç problem degil.

3 saatlik guzel bir uyku çektikten sonra City Map ( sehir haritası ) imi de alıp kendimi sokaklara attım.

Sofya’da gezilmesi gereken yerler hepsi bir araya toplanmış ve gercekten cok düzgün bir mimarisi var.

Sehrin tam merkezindeki Cami Osmanlı döneminden kalma ve Tarihi dokusunu kesinlikle en iyi sekilde korumuş.

Casinolar ise dört bir yanda meraklılarını bekliyor. Tabi ki o kadar gelmişim bende içeri giriş yapmadan edemedim.

Casinolarda ucretsiz olarak ister Sigara ( 10 lu paket ) alabilir ister alkollu-alkolsuz icecek icebilir istersenizde Tost vb ücretsiz yiyebilirsiniz.Aman dikkat Bu durumu cok fazla abarttiginiz takdirde ( 5 - 10 levalik oynayıp sigara alıp yemek yiyip bir seyler icmek vs gibi ) Black Liste alınabilir ve casinolardan süresiz men edilebilirsiniz :)

Tek bildigim ve tutkunu oldugum ruletin basına oturup viskimi de söyleyip oyuna dalmışken.


Bir anda kendimi Türkiye'de hissettim.
Nasıl hissetmeyeyim restaurant bölümden hadi kızım hadi sesleri geliyor , yanımda casino sahipleri Türkçe birşeyler konuşuyor.
Restaurantta ne oldugunu merak edip gittiğimde ise Türkçe eurosport açık oldugunu ve Aysegul adında bir haltercimzin yarıştığını gördüm.
Kazandı da :)
Tabi benim kumar keyfim yine başarısızlıkla sonuçlandı :)
Sofya sokaklarına kendimi tekrar attığımda , değişik sokaklarda kaybolmaya , kendi kendime konuşup yeni doğmuş bir cocuk gibi sagıma soluma bakmaya devam ediyordum.

Sofya kesinlikle İyi tanıtım yapılmaması ,
İnsanların normalden biraz daha kaba olması ve turizme gerekli önemin verilmemesinden dolayı turizm konusunda hakettiği degeri görmeyen , kısacası Harcanan bir sehir.
Eminim ki üzerinde çalışılsa cok guzel turizm gelirleri elde edilebilir.
Ekonomik acıdan bu kadar sıkıntı çeken bir ülkede turizme gerekli onem neden verilmez anlayamadım.

Sokaklarda yolunuzu kaybedersiniz de , dilini , kültürünü bilmediğiniz bir yerde yanliz kalırsinizda basınıza komik olaylar gelmez mı. Gelir tabi. Benim de geldi ;)

Otelimin yolunu tekrar karıştırdığım bir sırada
Sofyanin en unlu mimarisi olan Alexander Nevski kilisesine ulaşayım oradan bulurum diye düşündükten sonra bir teyzeye yanaştim usul usul.
Teyze dediğime bakmayın bizim amcalar kadar bıyığı ile karşımda boş gözlerle bana bakmaya başladı ' Sorry ' yi duyunca :)

Ve dialog :

Ben : Alexander Nevski
Teyze : /():&-@:€
Ben : Alexander Nevski
Teyze : &@-"/&;

Dedim böyle olmayacak telefondan göstereyim bilmemesine ihtimal yok çünkü.
Telefondan ismi gösterdim.

Ve teyze : Hee Alexandro Nevskiya deyip tarif etmeye başladı :)

Koskocaman bı hassss.. Cektiysemde anlamadı tabi :))

Tek basıma oldugum icin kendime ait bir resmim Sofya'da yok , bu da demek oluyor ki en az bir arkadaşımla tekrar bu sehre yolum düşecek.

Şimdi istikametim Sofya'ya 6 saat uzaklıkta bulunan Varna.

Varna ile ilgili yazımı da tahminen pazar - Pazartesi gunü sizlerle paylaşırım :)

Okuduğunuz icin teşekkür ederim.
Birazcık begendiyseniz ne mutlu bana :)













Merhabalar , Ben Geldim

Uzun zamandır özenirdim gezi blogları olanlara.

Bende yapacagım bende yapacagım hayali ile yanıp tutusurken kendimi yine bir seyahatin ortasinda otel odasında yanliz bulunca aha dedim Anil fırsat bu fırsat.



Adım Anil 22 Yaşındayım Okan Üniversitesi , Turizm Otelcilik bolumu 1.sinif ogrencisiyim. Dünyada en keyif aldığım sey de Seyahat etmek. Nasıl olmasın ki ? Derdin mı var , seyahatteyken yok. Sevgilinden mı ayrıldın dunyanın her yerinde onlardan milyonlarca var.

Ya borclar ? Elbet ödersin. Okul ?

Eer ya da geç bitecek güven bana.



İste bu seyahatlerimde yaşadığım anıları , edindiğim tecrübeleri , gördüğüm değişik kültürleri de bir araya toplamak istediğim icin buradayım.



Su anda Sofya’da oldugum icin bir sonraki yazımda Sofya da geçirdiğim 1 gun ile başlıyorum ve daha sonra İstanbula döndüğümde tüm gezdiklerimi gördüklerimi fikrlerimi nacizane sizlerle paylasacagim



Umarım beğenirsiniz :)